31 Ocak 2013 Perşembe

Erken Bayram Temizliği :)


Ben farkında olmasam da evde bayramın yaklaştığını öngörüp temizliğe soyunan ikizlerimi işte bu şekilde yakaladım bugün. Yanlarından sadece 5 dakika mail cevaplamak üzere ayrılmıştım ve bıraktığımda katlanacak çamaşırlarla oynuyorlardı. Döndüğümde ise topladığım çamaşırlar geri asılmış, yetmemiş kitaplığın raflarındaki kitaplar da çamaşırlığa yerleştirilmiş ve hatta yer kalmayınca lazımlığın içine dürülmüş, bütün bunlar yetmezmiş gibi mutfaktaki halılar da toplanmış.

Yanlarına gidip siz ne yaptınız böyle dediğimde de cevap olarak "evi de süpürelim mi?" diye sordular?
Artık temizlik için kadın almama gerek kalmayacak sanırım :)

Ayraçlaşma Etkinliği İletişim Sorunu!

Merhaba Arkadaşlar,

Ayraçlaşma etkinliğimize katılan bazı arkadaşlardan eşleştiği kişinin mail adresi blog'unda yer almıyor şeklinde mailler alıyorum. Şayet mail adresiniz erişilebilecek bir yerde yoksa lütfen bu yazının altına mail adresinizi bırakarak yardımcı olabilir misiniz?

Şimdilik ulaşamadığımız arkadaşımız Minik Kızıl...bize bir ses verir misin? :)

29 Ocak 2013 Salı

Ayraçlaşma Etkinliği Sonuçları :)

Dün gece yarısı itibariyle katılımın sona ermesinin ardından bu akşam katılan arkadaşların isimlerini minik kağıtlara yazıp çekerek eşleştirmeleri yaptım. Hatta telefonumla fotoğrafladım bu durumu ama bilgisayara aktarmak için ne yazık ki kablomu bulamadım :(
Sanırım ikizler saklamış :))

Neyse nihayet eşleştirme listemle karşınızdayım :)

1) A-H ile Burcu Tekin

2) Azimli Fare ile Minik Kızıl

3) İncecikten  ile Madeni Cesaret

4) Boş Defter ile Berfin Yalçin

5) Berfin Kanat ile Bellanomisma

Artık tek yapmanız gereken birbirinize gereken bilgileri mail atmak. Hadi herkese kolay gelsin...Bol ayraçlı bol kitaplı günleriniz olsun :))

28 Ocak 2013 Pazartesi

Ayraçlaşma Etkinliğinin Son Günü !

Herkese Merhabalar,

Ayraçlaşma etkinliğimize katılım bugün gece yarısında sona eriyor...Duyduk duymadık demeyin hatta duymayanlara da haber verin :)

Katılımcıların tamamlanmasının ardından herkesin ismini küçük kağıtlara yazıp rastgele çekerek eşleştirme yapacağım. Gerisini eşleşen arkadaşlar birbirlerine iletişim bilgilerini göndererek halledecekler.

Böylece hem posta kutumuz boş kalmayacak hem de güzel bir ayraçla süslenmiş keyifli okumalarımız olacak...

Katılım için Tık Tık 


27 Ocak 2013 Pazar

Baloncu Geldi Baloncuuuuuuu


Kış mevsiminin derhal kapımızdan bacamızdan çekilip gitmesi gerek, zira evde kapalı kaldığımız şu soğuk günlerde ikizlerle nasıl vakit geçirsek, ne ile oyalansak, bugün neler yapsak diye düşünmekten beynim eridi ve kafatasım çatladı. Oyun ve faaliyet stoklarım tükenmek üzere :/

Dün akşam yine birer paçama sarılıp tutturdular "anne oyun kur bize" diye. Saat olmuş akşamın sekizi, o saate kadar at, geyik, köpek, salıncak, çadır, lego, yapboz, bisiklet + iki çuval oyuncağı tüketmişiz, üstüne sulu boya, oyun hamuru, boyama ve okuma faaliyetlerini çoktan geride bırakmışız. Şifonyer çekmecelerini ve mutfak dolaplarını bir kaç kez boşaltmışız. Eee ben şimdi ne oyunu kurayım?! 

Derken babalarının aldığı balonları buldum poşetlerden birinde. Hadi dedim evi süslüyoruz. Aman bir telaş, bir koşturmaca. Sanırsınız ev ev değil çırağan sarayı, protokol ne gerektiriyorsa yapıcaz artık. Birinin elinde bant, diğerinin elinde (korumalı) makas. Ben şişiriyorum onlar yapıştırıyor. Kapı baca, vitrin, duvar. Aklımıza gelen her yere kağıt şeritler ve balon yapıştırdık. Tabi balon şişirmekten bende nefes kalmadı, öyle ki bıraksalar süslü duvarlara sünnet düğünlerine kadar ilişmeyecek hale geldim. 

Tabi ne oldu?! 20 dakika sonunda biz bu oyundan sıkıldık şeklinde yakınmalar çalındı kulağıma.



Bu sefer de başladık yapıştırdığımız balonları sökmeye. Sonra hepsini bir ayakkabı bağcığı ile biraraya getirdik ve "balonculuk" oynadık. Biri bağırıyor "baloncu geldi balonncccuuuu" diye, diğeri de balon istiyor bir liraya. Bir müddet de böyle idare ettik akşamı. Son gördüğümde balonlar kafalara bağlanmış yakalamaca oynuyorlardı :)

Peki bu oyunlardan ne mi kazandık? Evi süslerken el becerimiz gelişti ve takım çalışması kavramına bir adım daha yaklaştık. Balonculuk oynarken renkleri bir kez daha pekiştirdik ve mesleki bilgilere kısa bir giriş yaptık diyebiliriz sanırım :))

25 Ocak 2013 Cuma

Okuyorum No. 2


Ocak ayı da geldi geçiyor. Bu ay ne okudum diye kitap günlüğümü şöyle bir karıştırdım ve üç kitap bitirmiş olduğumu gördüm.

Bunlardan ilki Sarah Jio'nun Mart Menekşeleri adlı kitabı. Gayet akıcı, okuyucuyu hiç yormayan gizemlerle çevrili sıcak bir aşk hikayesi. Beynimin çok yorgun olduğu günlerde (ki ikizlerimle bu 7/24 demek) böyle bir kitabı okumaya ihtiyacım varmış ki kitap hiç bitmesin istedim. Ayrıca kapak tasarımı ve püsküllü ayracı (zira mor rengi severim) beni gayet cezbetti.

İkinci kitap Zülfü Livaneli'nin Serenad'ı. Kitabın konusunu beğendim, tarihi olayların öykü içine yedirilerek okuyucuya aktarılması da hoşuma gitti. Ancak genel olarak romanın dili beni pek çekmedi.

Son kitap ise en sevdiğim yazarlardan biri olan Paul Auster'un Vertigo (Yükseklik Korkusu) kitabı. Yazarın bu kitabında da yine hayal kırıklığı yaşamadım. Etkileyici bir konusu var. Okuyucu hikayenin içinde hemencecik kayboluveriyor. Ancak bu kitap bence bir çırpıda değil de sindire sindire okunmalı. Sevdiğim kitaplar rafında yerini hemencecik aldı.

Şu an elimde görselde yer almayan iki kitap var. Biri bir önceki yazımda sözünü ettiğim Özlem P. Şinik'in Sıra Dışı Annelik İkiz Anneliği ve diğeri de Nermin Bezmen'in Sır kitabı. Bu kitaplarla ilgili görüşlerim de sonraya kalsın bakalım.

Bu arada Ayraçlaşma Etkinliğimize de bir göz atın, belki katılmak istersiniz :)

23 Ocak 2013 Çarşamba

Hediye Kitabım Geldi :)


Sıra Dışı Annelik sayfasına yaptığım bir yorum sayesinde kazandığım hediye kitabım "Sıra Dışı Annelik İkiz Anneliği" kitabı yazarı sevgili Özlem P. Şinik tarafından imzalanmış olarak elime ulaştı. Bir ikiz annesi olarak kütüphanemi süsleyecek faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Henüz 55 sayfasını okuduğum kitap hem yeni anne olanlar için faydalı hem de olgun anneler için pratik bilgiler sunuyor. Resimli ve örnekli olduğunu da ekleyeyim hemen. 

Özlem Hanım'a bir kez de buradan teşekkürlerimi sunuyorum. 

Herkese bol okumalı günler dilerim !

20 Ocak 2013 Pazar

Ayraçlaşma Etkinliği!!



Bugünlerde pek çok blog'da türlü etkinliklere rastlıyorum. Kitaplaşma etkinliği, mektuplaşma etkinliği, hediyeleşme etkinliği, vs. Hatta ben de bunlardan biri olan yılbaşı kartı etkinliğine katılmış ve çok zevk almıştım. O kadar kart aldıktan sonra posta kutusunun boş kalmasına dayanamayan ben, neden bir etkinlik de ben düzenlemiyorum dedim ve soluğu burada aldım. Ayraç tutkunu biri olarak ben de bir "ayraçlaşma etkinliği" düzenlemek istiyorum. Yapmanız gereken tek şey bu yazının altına katılmak istediğinizi belirten bir yorum bırakmak. Sonrasında katılımcıları ikişer ikişer eşleştirecek ve sizlere bildireceğim. Açıkta kalan arkadaş olursa onlarla ben eşleşeceğim.

Son katılım tarihi 28 Ocak Pazartesi'dir.

Katılımın tek şartı blog sahibi olmanız. Reklam ve çekiliş bloglarını ne yazık ki kabul edemiyorum.

Herkese keyifli okumalar olsun....


19 Ocak 2013 Cumartesi

Sevgili Günlük #4

Sevgili günlük,

Bu hafta neler yaptığımızı şöyle bir düşünüyorum da...evi bolca kirletmiş ancak zihinsel ve motor becerilerimize katkıda bulunmuşuz sanki.


Hafta başında Migros'dan aldığım sayı ve harf şekilli makarnaları döktüm önlerine ve hem kovadan kovaya boşaltmalarını hem de kaşıkla kovalara doldurmalarını istedim. Bunu yaparken çok eğlendiler. Tabi bu tür aktivitelerde evin kirlenmesini, televizyon dolabından, vitrinden, koltuk altlarından, yastık içlerinden makarna fışkırmasını göze almak gerekiyor :)


Makarnaları henüz temizlemiştim ki işte yukarıdaki manzara ile karşılaştım. Makarna suyu koymak üzere mutfağa gitmiştim. En fazla 4 dakika içerisinde geri dönmüşümdür. Bisküvi paketi ne zaman mutfaktan aşırıldı, ne zaman elle mıncıklandı ve o da yetmedi üzerinde tepinildi!! Sağlam kalan bisküviler de afiyetle yenildi :)


Hafta ortasına doğru kendi kitaplarından sıkılan ikizlerim benim raflarımdan kitap aşırmış. Biri Paul Auster'ın Vertigo'sunu, diğeri de dünya klasiği olan Sir Gawain ve Yeşil Şövalye'yi seçmiş. Bu kitaplar ne hakkındaymış biliyor musunuz? Bir acı biber, üzgün bir bulut, güneşli bir gün ve çocuk parkı : p


Hafta sonuna doğru kendimize bir zıplama ve yuvarlanma yatağı yaptık ve bütün kötü enerjimizi üzerimizden attık. 


Son olarak bu hafta anne kendisi için bir şey yaptı ve tam 2,5 saat süren bir Hint filmini gözünü bile kırpmadan izleyerek zihnini biraz olsun dinlendirdi. Ve bir hafta daha böyle geçti...




18 Ocak 2013 Cuma

Kitap Takas Ettik, Ne De İyi Ettik :)


Bu hafta sevgili Ayşım Hanım ile yaptığımız takas sonucu talip olduğum çocuk kitabı elime ulaştı. Yanında da Ayşım Hanım'ın kendisinin yazmış olduğu kitabın sevimli mi sevimli ayracı eşlik etti. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum ve tabi ki en güzel günlerde en keyifli okumalarınız olsun diyorum :)


14 Ocak 2013 Pazartesi

Dikkat Maymun Çıkabilir!

Kış mevsiminin başlamasıyla birlikte ikizlerim ve ben eve mahkum olduk. Yüz çeşit kitap, 2 çuval dolusu oyuncak, çadır, salıncak, 2 çeşit bisikletten oluşan mini park dahi bizi sıkıntıdan kurtarmaya yetmiyor. Öyleki mutfağa gidip geldiğim 1 dakika içerisinde daralan ikizlerimin birini masanın diğerini de koltuğun tepesine tırmanmış olarak buluyorum. Onları oyalayabilmek, can sıkıntılarını bir nebze olsun azaltmak için uydurmadığım oyun kalmadı. Sabahları Keloğlan'daki kötü cadı, öğlenleri Köstebekgiller'deki Pelin, akşamları ise  Cille oldum. Ee daha ne olayım?! Bunlar da yetmedi, sıra geldi internet üzerinde orada burada rastladığım aktivitelere.

Geçen gün bir yerde görmüştüm. Plastik tabaktan mı ne maymun yapmışlar. Hadi dedim deneyelim. Oturttum bizimkileri yanıma. Güya malzeme topluyorum. Kağıt/plastik tabak yok. Zor bela bulduğum uhuyu ikizlerden biri saklamış vermez. Karton desen o da yok. Maymunun ağzını burnunu çizerim diye çıkarttığım ispirto kalem bir baktım ki ikizlerin elinde halıya desen olmuş. Zar zor beyaz bir kağıt buldum. Maymunun yüzünü,ağzını, burnunu, kulaklarını kestim, her birini kuru kalemle boyadım. Sağlam bir zemin olsun diye oluşturduğum suratı bozuk bir CD üzerine uhuladım. Tüm bunları yaparken baktım ki yarım saat oyalanmışız. Bu arada renkler alemine dalmış, makasın keskin olduğunu öğrenmiş, uhunun ellere sürülmemesi gerektiği ikazını da almışız. Ee daha ne olsun?!

Sonuç mu??? Aşağıda :))


12 Ocak 2013 Cumartesi

Postacı amca lütfen gelmeye devam et :)

Bu hafta iki kart daha geldi. Diğer kartpostallarımı telefonun kamerası ile resimlediğimden, görüntüler net değildi. Ben de bu yüzden hepsini biraraya getirip tekrar resimledim.


Mine (Sabunlarım)
Sinem (sanat notları)
Yasemen
Özlem (my adventure book)
Hatice
Mina (Minoshka)
Eda (Kitap bahçesi)
Zeynep (düşlerin rengi)
Hülya
Eda
Çiğdem (ccbulletin)
Berfin
Hayriye
Banu
Hepinize bir kez daha çok teşekkür ederim. Bundan sonra hiç bir kart etkinliğini kaçırmamaya özen göstereceğim. Postacının gelişine daha önce hiç bu kadar sevinmemiştim :)

11 Ocak 2013 Cuma

Rex Değil Zeynep :)

Yağan yağmuru izlemek için tırmandığımız pencereden sokakta oynayan 7-8 yaşlarında bir çocuk ve köpeğini izledik bugün. Çocuk "gel oğlum Rex" nidalarıyla elinde ince bir çubuk yardımıyla güya köpeği terbiye ediyor. Benimkiler bu sahneye bayıldı tabi. Hemen ardı ardına geldi sorular. "Anne bu çocuk kim? Anne köpek nereye gidiyor? Anne köpek ne dedi?". Çocuk ve köpeğin oyunu sona erince biz de indik pencereden. Az sonra ikizlerden biri yanıma gelip "Anne Zeynep nerde?" diye sordu.

-Hangi Zeynep oğlum?
-Hani varya sokakta oynuyo.
-Minik Zeynep mi? Hani yazın oyun oynamıştınız?
-Hayır anne, var ya çocukla oynuyo.

Tabi ben Zeynep'in kim olduğunu teşhis edip sevgili oğluma cevap verene kadar o kendine başka bir meşgale buldu. Az sonra baktım ikisi birden çığlık çığlığa Fransız balkona koştular. Meğer bizim Rex şimdi de aşağı sokaktaymış. Bizim oğlan hemen heyecanla bana dönüp "Bak anne Zeynep geri geldi" dedi. Bu sefer anladım olayı. "Annecim köpeğin adı Rex" diye düzelttim onu. "Hayır anne Rex değil Zeynep" diye ısrar etti. Ben de durumu kabullenmekten öteye geçemedim. Sanırım oğlum yabancı kelimelerin dilimize yerleşmesinden rahatsız :))

5 Ocak 2013 Cumartesi

Sevgili Günlük #3

Sevgili Günlük,

Yine görüyorum ki bu haftamız da dolu dolu koşturmaca içerisinde geçmiş. Önce yıl sonu geldi, yıl bitti, yılbaşı telaşı derken kendimizi eğlenmek zorunda hissettiğimiz 31 Aralık günü televizyon başında sakin bir akşam geçirdik. Televizyonda pek matah bir program yoktu gerçi, kanaldan kanala geçerek vakit öldürdük de denebilir.


Yeni yılda barış, sevgi, sağlık ve benzeri dilekleriyle bu yılın diğer yıllardan daha iyi olmasını umut ederek ertesi gün yine kısır döngümüze geri döndük. Yani çalışma masamda, bilgisayar başında, evraklar arasında geçirilen saatlere aynen devam...


Yeni yılın yeniliği olarak az biraz kardeş kardeş birlikte oynamaya başladık...Her ne kadar bu güzel dakikalar çok kısa sürse de iki kardeşin birbiri ile (oyuna anne ya da baba dahil olmaksızın) oynaması bana huzur verdi :)


Bunun yanı sıra favori oyunuz olan legolardan park, köprü, robot, vs. yapımına tüm hafta boyunca devam ettik...


Ve haftasonumuzu yeni aldığımız mini fırında deneme amaçlı yaptığım bir ev pizzası ile taçlandırdık. Sonuç mu? Valla tek bir dilim pizza artmadı dostlar :))


Bu hafta da böyle geçti...


Jane Austen Öldü Mü, Issız Acun Kaldı Mı, İmdi Yürek Yırtılır :)

Jane Austen...kadın-erkek arasındaki ilişkileri, aile bağlarını, sosyal düzeni cesur bir kalemle ele alan, yine de döneminde taktir göreme...